Anı · Doğan SoLibri · Nisan 2026
Bir Kadın Ceza Avukatının Deneyimlerinden
Türkiye Gerçeğine
Savunma yoksa
adalet de yoktur.
Bir insan suçlandığında, gözler yalnızca iddiaya çevrilir. Oysa hakikat, çoğu zaman görünenin gerisindedir. Adalet ise yalnızca verilen kararda değil, o karara giden süreçte şekillenir. O süreç doğru işlemezse adaletin terazisi de şaşar.
"Bu kitap, yalnızca hukukçular için değil;
hayatı, insanı ve adaleti anlamaya çalışan herkes için."
Savunma, yarım asra yaklaşan meslek hayatı boyunca sayısız davaya tanıklık etmiş bir kadın ceza avukatının gözünden, Türkiye'nin adaletle, hukukla ve insanlıkla imtihanını anlatıyor.
Savunmayı sadece bir görev değil, insana, gerçeğe ve adalete sahip çıkma sorumluluğu olarak gören Nuran Kurtuluş Atahan, hukukun doğru işlemesi, adil yargılanma hakkının korunması ve gerçeğe ulaşılması için savunmanın vazgeçilmez bir güvence olduğunun altını çiziyor.
Cinayetlerden siyasi davalara, taşra adliyelerinden büyük şehirlerin ağır ceza mahkemelerine uzanan bu anlatı; yalnızca dosyaları, duruşmaları ve ceza davalarını değil, o dosyaların ardındaki hayatları, suskunlukları, önyargıları ve eşitsizlikleri de gözler önüne seriyor.
Bir yanda hukuk devleti, savunma hakkı ve adalet mücadelesi… Diğer yanda annelik, kadınlık, meslek ahlakı ve Türkiye'nin sert gerçekleri… Atahan, bir kadın avukat, bir anne ve bir yurttaş olarak yaşadıklarını aktarırken, bireysel deneyimle toplumsal hafızayı aynı metinde buluşturuyor.
Savunma, hukukun yalnızca kanun maddelerinden ibaret olmadığını; bazen tek bir ayrıntının, tek bir cümlenin, tek bir itirazın bile bir insanın kaderini değiştirebildiğini gösteren güçlü bir tanıklık.
Bu kitap, yalnızca hukukçular için değil; hayatı, insanı ve adaleti anlamaya çalışan herkes için.Lise yılları, Mersin'in sıcak yazları, yayla evleri ve bir hukuk hayalinin filizlenmesi.
İstanbul Üniversitesi'nde öğrencilik, toplumsal hareketler, 12 Mart Muhtırası ve Türkiye'de yargı gerçeği.
Eleşkirt'te ilk yazıhane, Ağrı'da on bir yıl, cinayetler, kan bedeli, sert coğrafya ve adaleti aramak.
İstanbul Barosu, ağır ceza mahkemeleri, siyasi davalar, yargı bağımsızlığı ve savunma makamının saygınlığı.
Yeni yüzyılda hukuk devleti, gerekçesiz tutuklama, değişen mevzuat ve mesleki hesaplaşma.
Hiçbir olay göründüğü kadar basit, hiçbir insan tek boyutlu değildir.
Bazen tek bir ayrıntının, tek bir cümlenin, tek bir itirazın bile bir insanın kaderini değiştirebildiğini gösteren güçlü bir tanıklık.
Bireysel deneyimle toplumsal hafızayı aynı metinde buluşturuyor.
Prof. Dr. Feridun Yenisey
Davalar, yaşayan bir sosyal realite gibidir. Özellikle ceza davaları yaşayan birer canlı varlıktır. Soruşturmanın başlaması ve ardından iddianamenin kabulüyle kamu davası açılmış olur, yani bir çocuk doğar. Duruşmada serpilir, gelişir, hükmün verilmesi ve bu hükmün kesinleşmesiyle de yetişkin hale gelen insanın ömrünü tamamladığını görürsünüz.
Yaşayan canlı dava realitesi toplumun aynasıdır. Davanın görüldüğü devir, davanın tarafları, toplumun insan hakları ve adil yargılanma hakkındaki algıları, maddi gerçek beklentileri, somut bir davanın kaderini belirler.
Bu kısa hikâyeler özellikle mesleğe yeni başlayan genç avukatlara hayat dersi vereceği gibi üstatların da bir meslek muhasebesi yapmalarına vesile olabilecek niteliktedir. Sayın Avukat Nuran Kurtuluş Atahan'ı, topluma ve hukuk mesleği mensuplarına kazandırdığı bu anlamlı kitabı için kutluyorum ve devamını bekliyorum.
Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi · Türk Ceza Hukuku Derneği Onursal Başkanı
Yarım asra yaklaşan meslek hayatının tanıklığından derlenen bu anlatı, yalnızca hukukçular için değil — hayatı, insanı ve adaleti anlamaya çalışan herkes için yazılmış.
Nereden Alınır
ISBN: 978-625-8583-02-1 · Sertifika No: 44919